AnaSayfa / Hastalar İçin / Böbrek Hastalıkları / BÖBREK HASTASI NASIL BESLENMELİ

BÖBREK HASTASI NASIL BESLENMELİ

BÖBREK HASTASI NASIL BESLENMELİ

Böbrek hastaları için 5 pratik bilgi ulaşmak için tıklayın

Böbreklerinin az çalıştığı anlaşılan bir hastaya ilk söylenilen şeylerden birisi de etten (proteinden) uzak durmasıdır. Hastalara bilen bilmeyen birçok kişi et yerse böbreklerinin daha da bozulacağını tekrarlar durur. Peki gerçekte böyle midir? Bu konuda gerçeklik payı nedir? Gelin hep birlikte bunları konuşalım.

Öncelikle böbrek hastaları için tek bir diyet olmadığını söylemek istiyorum (aslında kimse için tek bir diyet yoktur, özellikle beslenme alanında tek doğru yoktur) çünkü her böbrek hastası birbirinden farklıdır. Kiminde idrarla protein kaybı vardır kimi taş yapar kiminin böbreği az çalışır kiminin çok az çalışır kiminin böbreğinde çok hafif bir bozukluk vardır kimi ise diyaliz hastasıdır.

Bu bölümde amacım böbreği az çalışan ama kreatinini hafif yüksek olan (genel olarak 2 mg/dl’den az) hastalara yardımcı olmaya çalışmaktır. Hafif kreatinin yüksekliği toplumda çok yaygın bir sorundur, ülkemizde nerdeyse 20 kişiden birinde hafif kreatinin yüksekliği vardır. Bu hastaların çok azı diyaliz hastası olur, diyaliz hastası olmamak için beslenmeye dikkat etmek gerekir ama nasıl.

Böbrek hastasının beslenmesi deyince akla 4 madde gelir:

1.Tuz

2.Protein

3.Fosfor

4.Potasyum.

 

Bunları tek tek konuşalım. Önce tuzama kısa bahsedeceğim çünkü bu web sayfamda tuzla ilgili çok sayıda bilgiye ulaşabilirsiz. Size başlangıç için önereceğim sayfama ulaşmak için tıklayın. Aksi söylenmedikçe hafif böbrek yetmezliği olan hastalar tuzu azaltmalıdır. Aksi söylenmedikçe diye yazdım çünkü bazı böbrek hastalarında böbreğin tuz ayarlama yeteneği bozulmuştur yani bu hastalara ilave tuz bile vermek gerekebilir ama böyle hasta çok azdır. Tekrar ediyorum aksi söylenmedikçe hafif böbrek yetmezliği olan hastalar tuzu azaltmalıdır, kaya tuzu, mineralli tuz fark etmez, hepsi azaltılmalıdır.Bunun nedeni tansiyon kontrolüdür. Böbrek yetmezliğini ilerleten en önemli faktörlerden birisi kontrolsüz kan basıncı yüksekliğidir. Sadece kan basıncı kontrolü ile yıllarca böbrek yetmezliği ilerlemeyen, diyalize girmek zorunda kalmayan onlarca hastam olmuştur.

Gelelim asıl can alıcı noktaya, protein yani pirzola, köfte meselesine. Birçok hastamın kreatinin ve üresinin düşmesi için katı protein yasakları yaptığına tanık oldum. Peki buna gerek var mı. Hafif böbrek yetmezliğinde gerek yok. Özellikle et tüketmemek üre ve kreatinini düşürebilir, peki kreatinin ve ürenin bu şekilde düşmesi ne anlama geliyor. Beslenme bozukluğu olan, kas kitlesi azalan insanlarda böbrek hastalığı olsun olmasın kreatinin ve üre düşebilir. Yani kreatinin ve ürenin katı protein yasağı ile düşmesi böbreklerin düzeldiği anlamına gelmez, beslenme bozukluğu anlamına gelir. Hafif böbrek yetmezliği olan hastalarda kreatinin beslenme etkisi ile 0.1-0.2 değişiklik gösterebilir bu nedenle her yükselmeyi böbreklerim bozuldu, her düşmeyi böbreklerim iyileşti diye yorumlamak doğru değildir. Önemli olan genel seyridir yani hep yükseliyor mu yoksa inişler ve çıkışlar mı var ona bakmak gerekir.

Üre ve kreatinin etkileyen nedenlerden bazıları

Kreatinin yükseltenler:Artmış kas kitlesi (body çalışanlar), kas hastalıkları, fazla et içeren bir öğün, bazı ilaçlar

Not: Yukarıdaki nedenlerle kreatinin yükselmesi böbrek hastalığı veya böbreklerin bozulduğunu göstermez

Kreatinin düzeyini azaltanlar:Yaşlanmak, beslenme bozukluğu, kasların zayıflaması, çok su içmek, gebelik, karaciğer hastalığı

Üre düzeyini yükseltenler:Yüksek proteinli diyet, susuz kalma, infeksiyon gibi katabolik durumlar

Üre düzeyini azaltanlar:Düşük proteinli diyet, karaciğer hastalığı, açlık, gebelik

Bir diyet listesi verseniz de laf uzamasa diye düşünebilirsiniz. Keşke o kadar kolay olsaydı. Yaşam boyu bir diyet listesine sadık kalmak pek kolay değil ve hayatı zorlaştırır. Benim amacım sizlere işin püf noktalarını anlatıp koşullarınıza göre kendi yeme planınızı oluşturmanız. Uzun süreli hastalıklarda tedavinin başarısı için hastanın da hastalığını iyi bilmesi gerekir. Hastalığınızı bilmezseniz iyi niyetli ama konuyu bilmeyen kişilerin (yakınınız, arkadaşınız bile olsa) size önerileri konusunda kafanız karışır, tedaviniz, yaşam kaliteniz bozulur. Tarihsel gelişmeleri bilemezsek bugünü anlamakta zorluk çekeriz. Bu konuda iki örnek vereceğim:

1.Aşırı protein kısıtlaması yapılan diyetler 1960lı yıllarda öncelikle ileri böbrek yetmezliği (kreatinin 10-15 mg/dl) olan hastalarda o dönemde diyaliz olmadığı veya sınırlı olduğu için önerilmiş. Bu bölüm hafif böbrek yetmezliği olan hastalar için bu nedenle aşırı protein kısıtlaması önermiyorum.

2.Protein kısıtlaması ile ilgili çalışmaların büyük çoğunluğu Batı ülkelerinde yapılmış. Batı ülkeleri ise bize göre daha fazla protein tüketiyorlar (et tüketimimiz Batı ülkelerinin ortalama dörtte biri). Biz genel olarak karbonhidrat ağırlıklı besleniyoruz. Dolayısı ile genel olarak fazla protein almıyoruz, daha fazla da kısarsak bu sefer beslenme bozukluğu, kaslarda zayıflama olur. Beslenme bozukluğu, kaslarda zayıflama olunca da üre ve kreatinin düşer. Kreatinin ve ürenin düşmesinin nedeni de böbreklerin düzelmesi değil beslenme bozukluğu olur. Bu yüzden ölçü kaçmadan biraz beyaz peynir, biraz etin zararı olmaz.

Proteinler vücudun temel taşıdır. Yeterli protein alınmazsa beslenme bozukluğu ve bununla ilişkili sorunlar ortaya çıkar. Yumurta beyazı çok iyi bir protein kaynağıdır. Sonuç olarak proteini azaltalım ama ölçüyü de kaçırmayalım. Ölçü ne.

Genel prensip hafif böbrek yetmezliği olanlarda kilo başına 0.75 gramdır yani 80 kilo birisi 60 gram, 60 kilo olan birisi 45 gram protein alabilir/almalıdır. Ülkemizde zaten önerilen günlük protein tüketimi erişkinlerde ortalama kilo başına 0.8 gramdır. Yani hafif böbrek yetmezliğinde sağlıklı beslenmek çoğu kez yeterli olabilir. Birkaç pratik bilgi ile protein konusunu bitirmek istiyorum:

1.Yumurta beyazından yapılan beze (atom) tatlısı şeker hastalığı yoksa aynı zamanda iyi bir enerji kaynağıdır

2.Daha az protein alınması, katı protein kısıtlaması idrarla protein kaybını azaltmaz, idrarla protein kaybının nedeni ağızdan alınan protein değil böbrek hastalığıdır

3.Proteinler üre kaynağıdır. Proteinin üreyi artırmasının bir diğer nedeni protein vücutta yıkılınca üre oluşmasıdır ama bu böbreğin az çalıştığı anlamına gelmez.Genel olarak süt ve et ürünleri ile kurubaklagiller proteinden zengindir. Proteinlerin bazıları daha kalitelidir yani et, balık, kümes hayvanları ve yumurta daha az üre oluştururlar.

Gelelim potasyuma.Bu da hassas bir konu. Genel olarak sebze ve meyveler potasyumdan zengindir. Bir hastaya potasyum kısıtlı diyet vermek sebze ve meyve vermemektir. Bu uzun süre sürdürülebilir bir beslenme tarzı değildir. Hafif böbrek yetmezliği olanlarda potasyum dengesi büyük ölçüde sağlanır, böbreklerimiz mükemmel makinelerdir. Sonuç olarak hafif böbrek yetmezliği olanlar sebze ve meyve yiyebilir ancak bu sebze ve meyvelerin tüketimi kesinlikle sınırlı olmalı, aşırıya kaçılmamalıdır. Bu konuyu biraz daha açmak istiyorum.

Genel olarak böbrek yetmezliği olan bir hasta günde 1 litre idrar yapabiliyorsa normal potasyumlu bir diyet uygulayabilir. Normal bir insanın yediği kadar sebze, meyve tüketebilir (potasyum yönünden) ama 1 kilo kayısı veya kiraz yemesi sorun yaratabilir. Burada normal bir insanın yediği kadar ifadesine dikkat çekmek istiyorum. Ne yazık ki birçok hasta diyaliz korkusu ile diyette aşırılıklara kaçmakta ve dünyayı hem kendisine hem de yakınlarına zehir etmektedir. Az potasyum yemek böbreği korumaz, diyalize başlamayı geciktirmez. İ̇drar miktarı günde 1 litrenin altına düşerse büyük olasılıkla diyaliz tedavisine başlama zamanı gelmiştir. Bu bölümün hafif böbrek yetmezliği olanlar için yazıldığını tekrar hatırlatmak istiyorum. Benim önerim aksi söylenmedikçe hafif böbrek yetmezliği olanların normal potasyumlu bir diyet yapabilecekleridir. Birkaç pratik nokta ile potasyum konusunu bitirmek istiyorum:

1.Bazı tansiyon ilaçları potasyumu yükseltebilir.

2.Bazı şeker hastalarında potasyum dengesi bozulabilir.

3.Bazı yapay tuzlar potasyum kaynağıdır.

4.Hepsi de potasyumdan zengin gıdaları aynı öğünde yememek gerekir örneğin kuru fasulye, bulgur pilavı ve kavun iyi bir menü değildir.

5.Potasyumdan zengin sebzelerle yemek pişirirken bu sebzelerin önce suda bekletilmesi ve yıkanması içindeki potasyum miktarını azaltır, örneğin ıspanağı pişirmeden önce suda bekletmek, haşlamak ve bu suyun dökülmesi fazla potasyum alınmasını önleyebilir.

6.Sebze meyvenin bol olduğu yaz ayları potasyum açısından riskli zamandır.

7.Kabız kalmak potasyum için de sorun olabilir.

8.Çok tükettiğiniz bir gıda varsa mutlaka potasyum içeriğini öğrenin.

İlk 3 konu da doktorunuzla beraber çözüme kavuşturacağınız konular.

Potasyumdan zengin gıdalar listesi

Ispanak, semizotu, pazı, asma yaprağı, karalahana, patates, havuç, sarımsak gibi sebzeler

Muz, kavun, kayısı, kivi, boğürtlen gibi meyveler

Kuru kaysı, kuru incir, kuru erik gibi kuru meyveler

Barbunya, ayçiçeği çekirdeği, fındık, ceviz, kestane, mercimek, nohut gibi kurubaklagiller ve kuruyemişler

Mantar, çikolata, kakao, pekmez, bulgur, tereyağı gibi diğer gıdalar

Kahve, çay, meyve suyu, soda gibi içecekler

Gelelim fosfora.Böbrek yetmezliği tanısı alınca hafif böbrek yetmezliği olsa bile fosfora dikkat etmek gerekiyor. Fosforda asıl sorun fosfordan zengin bazı gıdaların aynı zamanda protein kaynağı da olmaları. Burada dengeyi iyi tutturmak gerekiyor. Fosforu kısalım derken proteini de azaltıp beslenme bozukluğuna, kas yıkımına yol açamamak gerekir. Vücutta fosfor birikimine bağlı sorunlar genellikle uzun dönemde ortaya çıkar bu nedenle kısa dönemde, beslenme desteğinin önemli olduğu durumlarda fosfor kısıtlaması gevşetilebilir.

Genel olarak süt ve süt ürünleri (süt, yoğurt, peynir, krema, dondurma), proteinden zengin gıdalar (karaciğer, yumurta sarısı, balık, diğer etler), kurubaklagiller, tahıl ürünleri, fındık, fıstık, kola, çikolatada fosfor çoktur.

Fosfordan zengin gıdalar listesi

Karaciğer, beyin, dalak, dil gibi organ etleri

Süt ve yoğurt, peynir gibi süt ürünleri

Dondurma, çikolata

Etler, balık, özellikle işlenmişet ve balık

Yumurta sarısı

Nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya gibi kurubaklagiller

Fındık, fıstık, ceviz, badem gibi kuruyemişler

Kolalı içecekler

Bulgur

 

Fosfor konusunu birkaç pratik bilgi ile bitirmek istiyorum:

1.Fosfor kısıtlaması üre ve kreatinini etkilemez.

2.Gerekirse fosfor bağlayıcı ilaç kullanılır.

3.Aynı öğünde birden çok fosfordan zengin besin almamak gerekir.

4.Çok tükettiğiniz bir gıda varsa mutlaka fosfor içeriğini öğrenin.

 

Beslenmede en önemli noktalardan biri de listedeki gıdaları, önerilen besinleri sonuna kadar tüketmektir. Canım istemiyor, iştahım yok, yemezsem böbreklerim düzelir gibi nedenlerle listemizi bozarsak yeterli enerji ve proteini alamayız, bu da uzun dönemde çeşitli sorunlara yol açabilir.

Sonuç olarak hafif böbrek yetmezliğinde çok katı diyet uygulamaları gerekmez. Sağlıklı bir beslenmede önemli olan karbonhidratlar, yağlar, minerallerden burada bahsedilmemiştir. Çoğu hastada tuzun azaltılması ve sağlıklı beslenme kurallarına dikkat edilmesi yeterlidir. Bunlar genel bilgilerdir. Bu konuda son sözü doktorunuz ve beslenme uzmanınız söyleyecektir. Doktorunuz ve beslenme uzmanınıza danışmadan tedavinizde ve beslenme düzeninizde değişiklik yapmak sakıncalara neden olabilir.

Önerilen kaynaklar:

Hasta böbrekler kitabıma ulaşmak için tıklayın

Böbrek hastaları için 5 pratik bilgi ulaşmak için tıklayın

Örnek diyetler ve değişim listeleri ulaşmak için tıklayın

Besinlerin yenebilen 100 gramlarının enerji, fosfor, potasyum ve sodyum içerikleri ulaşmak için tıklayın

Türkiye’ye özgü besin ve beslenme rehberi ulaşmak için tıklayın

Kronik böbrek yetmezliğinde beslenme kitabı (Editörler Beslenme Uzmanı Zeynep Koç ve Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever) ulaşmak için tıklayın

Ürem Kreatininim Yüksek Diyalizi Nasıl Önlerim: Üre ve kreatinin değeriniz yüksekse yani böbrekleriniz az çalışıyorsa. Ulaşmak için tıklayın.

Böbrek hastaları için hazırladığım filmlere ulaşmak için tıklayın

NOT: Burada okuduklarınız genel bilgilerdir, doktorunuza danışmadan tedavide değişiklik yapılması sakıncalı olabilir.

Her türlü yayın hakkı saklıdır©

Bilimsel amaçlarla kaynak göstererek alıntı yapılabilir

Daha ayrıntılı bilgi için: www.tekinakpolat.com