Ateşli bir hastalık geçirdim. Geçirdiğim hastalığa benzer çok hasta görüyorum. Bu nedenle hastalarımın yararlanması amacı ile yaşadıklarımı yazmaya karar verdim.
1.GÜN
Ateş, terleme, ileri derecede halsizlik, yataktan çıkamıyorum.
Öksürük, boğaz ağrısı, gıcık, karın ağrısı, ishal veya idrar yaparken yanma gibi hiçbir şikayetim yok.
Grip salgını var ama grip aşımı olduğum için nispeten rahattım. Ortalıkta COVID de var ama genellikle hafif seyrediyor, bu açıdan da rahattım.
2.GÜN
Sabah kalkıyorum, tansiyonumu zor da olsa ölçebildim, biraz düşmüş, ilaç dozumu azalttım.
Ateş, halsizlikte pek değişen bir şey yok, doktora gitmeye karar veriyorum.
Yaşım 66, prostat iltihabı da olabilir. Bu yaşta tedavi edilmemiş prostat iltihabı nedeni ile mikrop kana karışabilir, tehlikeli bir durum.
İlk tahliller yapılıyor.
İdrar tetkiki normal ama CRP çok yüksek.
Kreatinin hafif artmış, hafif çapta bir böbrek yetmezliği de geçiriyorum.
- gün sabahı hafif sulu da dışkı yapmıştım, dışkı tahlili de yapıldı, özellik yok.
Ateşi açıklayacak bir neden bulunamayınca akciğer tomografisi çekelim diyorlar. Akciğerde takipte olan bir nodülüm var, ona da bakarız diyorlar, olur diyorum. COVID zamanından hatırlıyorum, akciğer tomografisi ile tanı konan çok hasta vardı. Akciğer tomografisinde bazı bulgular da olunca viral kaynaklı zatürre olabileceği düşünülüyor ve hastaneye yatış öneriliyor.
İlaçlarımı içerim, sıvı da alırım, kötüleşirsem gelirim diye hastaneye yatmıyorum.
3.GÜN
Sabah ilk işim tansiyonumu ölçmek. Bu gibi durumlarda tansiyon ilacının almadan önce tansiyonunuzu ölçün diye hep hastalarıma söylemişimdir. Tansiyonum düşük çıkınca tansiyon ilaçlarımı almıyorum. Ritm problemim olmadığı için şanslıyım çünkü bazı tansiyon ilaçları hem tansiyon düşürüyor hem de kalp ritmini kontrol altında tutuyor. Tansiyon düşünce böyle bir ilacı kesmek o kadar kolay değil.
Ateş, halsizlik sürüyor ama ishal çok arttı. Su içmekten yoruldum ama tansiyonum düşünce tuzlu sıvı almam gerekir diye düşündüm (tansiyon hastası tuzu azaltmalı ama böyle durumlarda tuz almak gerekebilir), soda içtim, ayran içtim.
Muz ishale iyi gelen bir meyvedir. Ama Muz potasyumdan zengindir, hafif böbrek yetmezliğim de var, problem olur mu acaba. Hem potasyumum normaldi hem de İshal ile de potasyum kaybediyordum. Bu nedenle muz yedim. Ama idrar miktarımı yakından takip ederek.
4.GÜN
Tansiyonum hala düşük, tansiyon ilacımı yine almıyorum.
Ateş, halsizlik daha iyi ama ishal çok fazla.
Yeniden dışkı tahlili yaptırmak istedim. Bu sefer dışkı normal çıkmadı.
Benim tanım da viral zatürreden bakteriyel ishale döndü. Tedavim de değişti.
Tıp böyle bir şey. Elinizdeki sınırlı verilerle bir kanaat oluşturup tedavi yapmaya çalışıyorsunuz. Veriler sınırlı olunca da hata payı artar ama önemli olan hastadır.
Çok sevdiğim bir laf vardır: Hastalık yoktur, hasta vardır.
Benim gibi belirtileri olan bir hastada ilk etapta çok fazla tahlil yapılmaz, gerek de yoktur, çünkü benim gibi hastaların tamamına yakını birkaç gün içinde iyileşir. Eğer iyileşmezlerse ayrıntılı tahlil yapılır.
Dikkatinizi çekmiştir, viral zatürreden bakteriyel ishale dönüşüm. Bir hastalık virus nedeni ile mi bakteri nedeni ile anlamak genellikle çok zordur, niyet ederseniz anlarsınız ama siz anlayana kadar hasta zaten iyileşmiştir. Bu tür incelemeler organ alıcısı gibi bağışıklık sistemi iyice baskılanmış hastalarda yapılır.
Doktorum ilk antibiyotik dozlarını damardan verelim dedi, kabul ettim. Yeni antibiyotiklerimle tedavime devam ettim.
Bir konu hakkında daha bilgi vermek istiyorum. Kan tahlili de yatırdım, Kreatininim normale gelmişti yani böbreğim düzelmişti ama CRP daha da yükselmişti. Ama paniklemedim çünkü hem kendimi daha iyi hissediyordum hem arada bir gün vardı, bir gün önce yaptırsam muhtemel daha yüksek çıkardı, CRP değerim yüksek olmasına rağmen muhtemelen inişe geçmişti. Tekrar söylüyorum:
Hastalık yoktur, hasta vardır.
5.GÜN
Daha iyiyim, ishalim azaldı ama hala halsizim, hala tansiyonum eski seviyesine gelmedi.
Burada hastalanıp hemen iyileşmek isteyenlere bir mesajım var. Her mikrobun, her hastalığın bir hikayesi vardır. Bu hikayenin yaşanması gerekir. Bazılarımız ayakta geçirir, bazılarımız bir gün yatar düzelir ama gün gelir bazı hastalıkların iyileşmesi zaman alabilir. Hasta eski günleri ile kıyaslar, unutmayalım siz bile aynı değilsiniz, her mikrop da birbirinden farklıdır. Çok sevdiğim bir laf daha vardır: Her hastalığın bir hikayesi vardır.
Hemen iyileşmiyorsanız, iyileşemiyorsanız korkmayın. Doktorunuzla iletişim bu nedenle önemli.
6.GÜN
Daha iyiyim, ishal geçti, halsizlik azaldı. Tansiyonum yükseldi, eski ilaç dozlarıma döndüm.
Yeni antibiyotiklerimden birisi günde 3 doz alınıyor. Kendimi iyi hissedince hastalığı unutmuşum, ilaç saatini kaçırdım. Ne kadar bilinçli olursanız olun sonuç da hastasınız, insansınız. Aklıma asistanlık günlerim geldi. O zamanlar tansiyon ilaçlarının günde 2-3 kez alınması gerekiyordu. Düşünsenize ben daha tedavimin üçüncü gününde ilaç dozumu unutmuştum. Yaşam boyu ilaç kullanacaklar ne yapsın. Bu nedenle günde 1-2 kez alınan ilaçları üretenlerden Allah razı olsun.
7.GÜN
Nerdeyse normalim.
8.GÜN
Normale döndüm, 5 kilometre yürüyüş bile yaptım. Koşmak için daha erken.
9-10.GÜN
Normal halim devam ediyor. Antibiyotiklerim bitti. Bu hikaye bitti mi. Umarım bitmiştir. Her infeksiyon insanın bağışıklık sisteminde bir iz bırakarak iyileşiyor. Bazen nedeni anlaşılamayan hastalıkların nedeni bir süre önce hafif veya ağır geçirilmiş infeksiyonlar olabiliyor.
11.GÜN
Antibiyotiklerim bitti. Son 4 gün normal olmama rağmen antibiyotikleri önerilen süre kadar kullandım. Yani iyileştim deyip bırakmadım.
Peki ne geçirdim.
Hangi mikrop. Nerden aldım, nasıl aldım. Bir sürü soru.
Yanıtlarını bilmek zor, ama önemli olan geçmesi değil miydi.
Son mesajım da yine kreatinin ile ilgili. Benim kreatinin değerim hem hafif yükselmişti hem de kontrolde düşmüştü. Yani şanslıydım. Herkes benim kadar şanslı olmayabilir. Özellikle 70-75 yaştan sonra kreatinin yükselmeleri kalıcı olabilir, aylar sonra tesadüfen bakılan bir tahlilde de bu yükseklik saptanabilir. Böyle hastalarda kreatinin yüksekliğinin nedenini anlamak zor olabilir. Ağır COVID geçirenlerin bir kısmında böyle kalıcı böbrek yetmezlikleri de olabilir. Bu nedenle şiddetli infeksiyonlarda, hele ishal de varsa sıvı almak, su içmek çok önemli. İhtiyacımız olan sıvı ağızdan alınamıyorsa damardan almak gerekebilir. Küçük bir müdahale gerçekten yaşam kurtarıcı olabilir.
Sağlıcakla kalın.
Online (Uzaktan) Hasta Danışma hakkında bilgi almak için tıklayın.
Prof. Dr. Tekin AKPOLAT
NOT: Burada okuduklarınız genel bilgilerdir, doktorunuza danışmadan tedavide değişiklik yapılması sakıncalı olabilir.
Böbrek hastalıkları ansiklopedisine ulaşmak için tıklayın.
Her türlü yayın hakkı saklıdır©
Bilimsel amaçlarla kaynak göstererek alıntı yapılabilir
Daha ayrıntılı bilgi için: www.tekinakpolat.com
Prof. Dr. Tekin Akpolat Nefroloji, Tansiyon, Dahiliye ve Sağlıklı Yaşam
